
Alican Başak3 dk okumaDeneme
Maskesiz Durmak
Sınırlarını bilmenin küçülmek değil, harita çizmek olduğu üzerine.
Birini şaşırtmayı başardığımız o anı hepimiz biliriz. Oda susar, birileri döner, onay gelir. Ve içimizde bir şey gevşer, "tamam, bu sefer oldu" gibi bir his.
Sorun şu: o his geçici. Bir sonraki oda için tekrar toparlanmak gerekiyor.
Şaşırtmak bir performans, değil mi? Her performansın seyirciye ihtiyacı var. Seyirci değişince sahneyi yeniden kurmak gerekiyor, malzemeyi güncellemek gerekiyor, bazen de tamamen farklı biri olmak gerekiyor.
Bu sürdürülebilir değil. Ama çoğumuz fark etmeden yıllarca bu döngüde kalıyoruz. Çünkü onay gerçek hissettiriyor. Kısa süre için de olsa.
Onayın bitmesiyle birlikte biten bir özgüven, özgüven değil. Başkasının elinde tutulan bir şey.
"Sınırlarını bil" ifadesi kulağa çekilme gibi geliyor. Küçülme gibi. Ama aslında tam tersi. Sınırlarını bilen biri nerede durduğunu biliyor. Nerede durduğunu bilen biri her kapıya koşmuyor. Her kapıya koşmayan biri enerjisini dağıtmıyor ve bir yerde gerçekten derinleşebiliyor.
Bu derinlik, şaşırtmadan gelen anlık onayın veremeyeceği bir şey. Çünkü o onay genişliğe bakıyor; bu derinlik içeriden geliyor.
Peki zayıflıkla barışmak neden bu kadar zor? Çünkü zayıflığı saklamak için çok iyi eğitildik. Okul, iş, sosyal medya, hepsi güçlü görünen versiyonu ödüllendiriyor. Sonuçta zayıflıklarımızı gizlemek için bir altyapı kuruyoruz. Bu altyapıyı korumak enerji istiyor. Ve bir gün o enerji tükenince, altında ne kaldığını görmek zor olabiliyor.
Zayıflıkla barışmak bu altyapıyı yıkmak değil. Onu taşımak zorunda olmadığını fark etmek. İkisi çok farklı.
Şöyle düşün: bir odada kalabalığın beklentisinin tam tersini düşündüğünde bunu söyleyebilmek. Bilmediğin bir şeyi biliyormuş gibi yapmamak. Haklı olduğun bir noktada ısrar etmek, yanlış olduğun bir noktada geri adım atmak, ikisi için de aynı rahatlıkla.
Maskeyi korumak yorucu. Maskeyi bırakmak, en azından doğru insanların yanında, dinlendirici. Ve tuhaf bir şekilde, maskesiz duran insanlar genellikle en çok güven duyulan insanlar oluyor. Çünkü ne göreceğini biliyorsun. Sürpriz yok.
Gerçek özgüven sessiz. Onay beklemez, ama onayı da reddetmez. Sadece oradadır, sınırlarını bilerek, zayıflıklarıyla barışmış olarak, maskeye ihtiyaç duymadan.
Bunu inşa etmek kolay değil. Ama başka türlüsü de özgüven değil zaten.
Sor
Paylaş
Benzer Yazılar
Alican Başak
Türkiye'de AI uygulamaları kuruyorum; kendi ürünlerim ve müşteri projeleri. Buradaki yazılar dikkat, anlam ve AI çağında insan kalmak üzerine.
Hakkımda →Haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda e-posta al. Spam yok, istediğinde çık.


